13 Ocak 2015 Salı

Duygusal Eğitim, Gustave Flaubert

     
                                                                               
                                                                                                   “Her akla gelen yazılmaz.”
                                                                                                                            Gustave Flaubert

Yine uzun bir ara ve yine Flaubert diyorum. Duygusal Eğitim, en basit yorumla, bir büyüme hikâyesi. Liseyi yeni bitirmiş, 18 yaşındaki Frederic Monreau' nun, 1848 devriminin hemen öncesinde, hukuk okumak için gittiği Paris' de, umutsuz bir aşkın peşinde koşturup bir de toplum hayatında kendine yer edinmeye çabalaması, romanın ana çizgisini oluşturuyor. Ama işte tam da böyle değil. Yani mesele bu kadar basit değil. Okuyalı epey zaman geçmesine rağmen bir türlü cesaretimi toplayıp bir iki şey yazamadım. Bunun birinci sebebi Flaubert'in gerçekçi romanın babası olmasından, ikincisiyse romanın edebiyat tarihindeki öneminden kaynaklanıyor. Ortada binlerce kez yorumlanmış, hakkında tezler, kitaplar yazılmış bir roman olunca haliyle insan birazcık çekiniyor.

1 Ocak 2015 Perşembe

Notlar; İstanbul Kahve Festivali

Geçen hafta yolunuz Karaköy' e düştüyse sokaklara taşan kahve kokusunu mutlaka almışsınızdır. Çook çok uzak ülkelerden gelen kahve çekirdeklerinin, farklı kavurma ve demleme teknikleriyle leziz kahvelere dönüştüğü festival Galata Rum okulundaydı. Tabi ki ben de elimden geldiği kadarını denemeye çalıştım. İyi haber şu ki çekirdeği öğütülerek, taze taze hazırlanan saf kahve, nabız, tansiyon falan yükseltmiyor. Azimle denediğim onlarcasından sonra kalp krizi geçirmeyi beklerken tam tersine, kahve kokusu ve nefis müziklerin de etkisiyle hafiften çakırkeyif olduğumu bile söyleyebilirim. Ama, her ne kadar kahveyle çalışan bir bünyeye sahip olsam da bu festivali dört gözle beklemem büyük oranda sanatsal sebeplerdendi. Böyle söyleyince biraz afilli oluyor :) Bana kalırsa, çayın naifliği, şarabın asaleti, hatta bu soğuk günlerde popülaritesi artan sıcak çikolatanın sevimliliği, bir fincan kahvenin fotoğrafa kattığı etkiyle asla yarışamaz. Ve ikinci iyi haber de şu ki,tüm o tüpler, çeşit çeşit demlikler, sürahiler ve adını bilmediğim şık aksesuarlarıyla kahve artık her zamankinden çok daha karizmatik.