7 Mayıs 2010 Cuma

Hıdrellez



Şenliklere galiba en son üç yıl önce gitmiştim o zaman Ahırkapı sokaklarında yapılıyordu. Biraz ezilmiş, pek fazla bir şey duyamamış, aç kalmış, yine de çok eğlenmiştim. Epeyce bir aradan sonra bu yıl, güzel havanın ama daha çok çalışmıyor olmanın getirdiği hevesle attım kendimi sokaklara. Akşamüzeri, Sultanahmet meydanına gelen müzik gruplarıyla birlikte Ahırkapı'ya doğru yürürken kendimi masaldaki kavalcının peşine takılmış çocuklardan biri gibi hissettim. Alan çok genişti, muhtemelen bazı köşeleri göremedim bile. Çok neşeli, çok müzikli ve çooookk kalabalıktı. Biliyorum, çimlerde rahat rahat oturmanın, itişip kakışmadan ferah ferah müzik dinlemenin ve eğlenmenin konforu başka ve eminim ki o kalabalık, o daracık sokaklara asla sığmazdı ama yine de aması var, malesef ilk gittiğim yılın tadını pek bulamadım, hıdrellezden çok üniversitelerin bahar şenliklerine benzettim, ruhunu Ahırkapı’nın sokaklarında bırakmış, steril bir organizasyon havasındaydı. 11. Hıdrellez şenliğiyle, henüz tahmin ettiğim kadar yaşlanmadığımı, eğlencenin hakkını vermek için bir parça sefalet çekmeye razı olduğumu anladım (insanoğluna yaranılmıyor işte), bu arada dilek dilemeyi unuttuğumdan hayaller de gelecek yıla kaldı.