15 Eylül 2014 Pazartesi

Yaşam Kullanma Kılavuzu; Georges Perec


Yine eylül, yine tatil. Yine bir valiz kitapla yollarda çekilen eziyet ve yine o kitaplardan sadece bir ikisini okuyup, diğerlerinin kapağını bile açamadan, aynı yollarda, aynı eziyeti çekerek kitaplıktaki yerlerine yerleştiriş. Aslında erken konuştum, çünkü tatil henüz bitmedi. Hava her geçen gün biraz daha tatlılaşırken, Akdeniz tüm mavişliği ile ısrarcı misafirlerini kucaklamaya devam ederken ben de son dakikaya kadar tatile devam diyorum.


Uzun zamandır bekleyen kitaplarımdan biriydi Yaşam Kullanma Kılavuzu. Her önünden geçişimde (kendisi biraz irice) bitirmeye ömrüm yeter mi, zaman ayırmaya değer mi diye düşündüğümden bir türlü başlayamadım. Evet ömrüm yetti ve evet bu roman için ayırdığınız zamana fazlasıyla değer. Hatta hızınızı alamayıp ikinci kez okumaya giriştiğinizi fark ederseniz de hiç şaşırmayın.


Simon-Crubellier Sokağı, No. 11 de bulunan on katlı apartmanın yaklaşık yüz yıllık macerası, iç içe geçen yüzden fazla hayat, ve onların birbirinden ilginç hikayeleri, yapboz teması etrafında birleşiyor. Zengin bir İngiliz olan Bartlebooth, yaşamını tek bir şeye, keyfi ve “kendisinden başka amacı olmayan” bir projeye adamaya karar verir. On yıl boyunca resim yapmayı öğrenecek, yirmi yıl süresince dünyayı gezerek yaptığı sulu boya deniz manzaralarını Fransa'daki yapboz ustasına (Winckler) gönderecek ve Fransa'ya dönünce bu 750 parçalık yapbozları her 15 günde bir tane olmak üzere çözecek. Sonra özel bir kağıda yapılan bu yapbozlar tekrar ilk yapıldıkları yerlere götürülüp özel bir solüsyona batırılarak tamamen silinecek ve yok edileceklerdi. “Böylece yaratıcısını 50 yıl boyunca seferber etmiş olan bu harekattan hiç bir iz kalmamış olacaktı”

Yaşam Kullanma Kılavuzu”, deneysel romanın önemli isimlerinden Georges Perec' in 1978' de yayımlanan ve aynı yıl Medicis ödülünü alan romanı. 99 bölüm ve ekleri (dizin, kronoloji, hikayelerin hatırlatılması) dahil 633 sayfasıyla ilk bakışta biraz göz korkutsa da kapağını açtığınız anda sizi içine çeken, merakınızı sürekli uyanık tutan bir kurguya sahip. Bu kurgu okuru bir bulmacanın içinde olduğunu hissiyle anlatıya dahil ediyor. Kitabın ilk sayfalarında “Bak, bütün gözlerinle bak” ve “Göz yapıtta kendisi için hazırlanmış yolları izler” cümleleriyle karşılaştığınızdan, okur olarak sizden bir şeyler beklendiğini hissediyorsunuz. Bir yapboz ile karşı karşıyasınız ve sanki yazar kendisini izleyerek yapbozu tamamlamanızı bekliyor.


Kendi adıma bunu yapamadım, yani yapbozu tamamlayamadım. Perec'in okuyucusu için on yılda tasarladığı bütünü göremedim. Çünkü Perec'le birlikte apartmanın dairelerinde, merdivenlerinde, mahzenlerinde dolaşırken, büyülü, masalsı, inanılmaz, heyecanlı öykülerini dinlerken, bolca kullandığı detaylar, haritalar, duvarlarda asılı resimler, listeler, salata tarifleri, film, konser ve reklam afişleri, kartpostallar, faturalar, haritalar, kartvizitler, duvar ilanları, kahve kutuları, kitaplar, menüler ve burada sayamadığım binlerce nesne ve hayat arasında kaybolmuşken ve bundan da gayet mutluyken olayları akışına bıraktım. Bu yüzden eğer romanı okursanız ve Winckler'ın neden Bartlebooth'dan intikam almak için hazırladığı her yapboz'da ona tuzaklar kurduğunu bulursanız bir zahmet bana da yazın :) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder