28 Eylül 2010 Salı

Psikolojik Karakterler, C.G.Jung


Sahaflar şenliğinden Sa’di Şirazi’nin kitabıyla birlikte Jung Psikolojisinin Ana Hatları’nı (Frieda Fordham) da aldım. Ne alaka gibi göründü sonradan ama galiba bu aralar böyle şeyler okumam gerekiyor. Aslında Henry James’in Yürek Burgusu'nuda aynı gün aynı yerden almış ve okurken kendi kendimden epeyce korkmuştum. Jung’la tanışınca o korku, yerini insan zihninin acayipliği, özellikle de ortak bilinçaltımız konusunda, yeni bir hayranlığa bıraktı. Henry’nin mürebbiye karakterini biraz olsun yorumlamamda yardımcı olurken kendi hakkımdaki kafa karışıklığımı da fena halde arttırdı. (Ben neyim acaba???).

1875’de doğan Carl Gustave Jung, psikolojinin üç büyüklerinden (Freud, Adler ve Jung)biri. Tıp okumuş ve psikiyatri üzerine çalışmaya başlamış. Yeni bir psikoloji anlayışı geliştirirken Freud’un bazı savlarını da deneylerle kanıtlamış. Ama sonra başka bazı konularda onunla fikir ayrılıkları yaşamışlar. Jung Psikolojisinin genel adı Analitik Psikolojiymiş. Çeşitli ülkelerde kabileler üzerinde araştırmalar yapmış, bir sürü ödül almış. Yazdığı yığınla psikoloji kitabının yanında bir de doğu felsefesi, mitoloji, dilbilimleri, karşılaştırmalı dinler ve edebiyatla uğraştığına göre sanırım TV dizileriyle arası pek iyi değilmiş. Benim okuduğum “Jung Psikolojisinin Ana Hatları” isimli kitap Frieda Fordham’ın kaleminden çıkmış, gayet anlaşılır ve zevkle okunan bir Jung Psikolojisi özeti. Kitabın önsözünü Gustave Jung yazmış ve kendisini gayet güzel anlattığı için yazara teşekkür etmiş.

İçedönük ve Dışadönük olarak iki farklı psikolojik karakter belirleyen Jung'a göre kişi bir davranış biçimini geliştirirken diğerini bilinçaltında saklıyormuş. Arada bir dışadönük tipin (ya da tersi) içedönük hal ve tavır içine girmesi mümkün olsa da bireyin gerçekte dışadönük veya içedönük olan karakteri aynı kalırmış. İnsanlar arasındaki çatışmanın kökeninde de bu iki tipin birbirlerini, farklı nitelikleri yüzünden küçümsemeleri ve karşısındaki tipin özelliklerini olumsuz biçimde algılaması yatıyormuş. Oysa dengeli bir davranış biçiminin her iki türü de eşit olarak içermesi gerekiyormuş. Batıda dışadönük davranış tipi ön plana çıkar, içedönük tiplere rahatsız insanlar gözüyle bakılırken, doğuda genellikle içedönük karakter takdir görüyormuş. Batının maddi ve teknolojik ilerlemesinin tersine doğunun maddi anlamda yoksul ama ruhsal açıdan gelişmiş olmasının da bu karakterler üzerinden açıklanabileceğini söylüyormuş psikoloğumuz. 

Karakter gelişimin önemli kısmı ilk yıllarda gerçekleşiyormuş ama aynı aile içinde yetişen çocuklardan kimisinin içe dönük kimisininse dışa dönük olması, bu özelliklerin doğuştan oldukları düşüncesini arttırıyormuş. 

Jung’ a göre çocukların psikolojik karakterlerini belirleyen özellikler kısaca şöyle: 

İçedönük çocuklar:  

-Çekingen ve kararsızdır.

- Yeniliklerden hoşlanmaz ve yeni eşyalara korkuyla ve çekingen yaklaşır. 

-Tek başına oynamayı sever ve birçok arkadaş yerine tek bir arkadaşı tercih eder.

- Nazik ve düşüncelidir ve genellikle zengin bir hayal dünyaları vardır. 

-Dışadönük çocuklar:

- Çevrelerine kolay uyum sağlar, eşyalara ve onlar üzerindeki etkisine çok dikkat eder.

- Ani ama gelişigüzel bir algılamaları vardır, korkusuzdurlar. 

- Üstlendikleri işleri severek ve en iyi biçimde yapmaya çalışır, çabasında kendisini tehlikeye atar.

- Bilinmeyen herşey onlara çekici gelir. 

Diyelim ki büyüdük, o zaman da kendimizin ve etrafımızdaki insanların psikolojik karakterini anlamak ve kabullenmek birçok çatışmayı önlememiz konusunda bize yardımcı olabilir;

İçedönük yetişkinler:

- Karşılaştıkları duruma karşı hayır dercesine bir geri çekilip sonrasında tepki gösterir.

- İnsanlara ve nesnelere karşı güvensizdir.

- Sosyal değildir, düşünmeyi harekete geçmeye tercih eder.

-Topluluk içinde kendini yalnız ve kaybolmuş hisseder.

-Duyguludur, davranışlarının aptalca görünmesinden korkar. Genellikle toplum içinde nasıl davranacaklarını öğrenemedikleri görülür.

-Savruktur ya da çok fazla dürüsttür. Çok titiz bir biçimde hatta komiklik derecesinde naziktirler. 

-Aşırı vicdan sahibi, kötümser ve eleştirici olma eğilimindedirler. 

-Hep en iyi niteliklerini kendilerine sakladıklarından kolaylıkla yanlış anlaşılırlar.

-Üstün yönlerini ancak yakın çevrelerinde ortaya koyabildiklerinden ilgi görmüyormuş gibi davranırlar, dolayısıyla çalışma arkadaşlarından daha az başarılı olurlar. 

-Enerjilerini  başkalarını etkilemek için kullanmadıkları ve sosyal etkinliklerde harcamadıkları için genellikle olağanüstü bilgi sahibi oldukları veya ortalamanın üzerinde olan bazı yetenekler geliştirdikleri görülür. 

-Yalnız olduklarında ya da küçük bir dost grubu içinde bulunduklarında çok etkindirler. 

-Düşünmeyi, sohbet ve kitaplara, sakin uğraşılarını gürültülü etkinliklere tercih ederler. 

-Kendi yargıları, genel olarak kabul edilen bir görüşten daha önemlidir. 

-Çok popüler kitapları okumayı reddeder ve herkesin övdüğü bir şeyi değersiz sayar.

-Kararlarındaki bağımsızlık ve günün koşullarına uymadaki başarısızlık doğru olarak kullanılırsa değerli olabilir. 

-Sosyal niteliklerinin eksikliğine karşın bağlı ve içten birer dostturlar. 

-Dışadönük yetişkinler:

-İleri atılarak anında tepki gösterir, davranışlarının doğruluğundan emindirler.

- Nesnelere, olaylara, insanlara karşı ilgilidirler, onlarla ilişkiye girer, bağlılık gösterirler.

- Sosyal bir tiptir ve yabancısı olduğu ortamlarda güvenlidir, genelde çevresiyle iyi geçinir, ters düştüğünde tartışmadan kaçınmaz. 

- Dış etkenlerce harekete geçirilir, çevresinden çok fazla etkilenir. 

-Güçsüz yanları yüzeysellikleri ve iyi bir izlenim yaratmaya bağlı kalma eğilimleridir. En hoşlandıkları şey topluluk içinde bulunmaktır. Yalnız kalmayı sevmezler ve aşırı düşünmenin hastalık olduğuna inanırlar. 

-Topluma iyi uyum sağladıklarından günün geçerli ahlaki değerlerini ve inançlarını genellikle kabullenirler, verdikleri kararlarda hemen hemen bu değerlere uygun davranma eğilimindedirler. 

-Çok yararlı insanlardır ve toplum yaşantısı için kesinlikle değerlidirler. 

-Daha iyimser ve çoşkulu olma eğilimindedirler. Ama ne çoşkuları ne de insanlarla olan iyi ilişkileri sağlıklı biçimde sürmez. Kolaylıkla ve kısa zamanda kurulan ilişki yine çabucak bozulur. 

-Dernekleri, grupları, partileri sever. Dost canlısı ve yardım severdir.

-Dünya ile iyi ilişkileri işlerini başarıyla sürdürmelerine yardımcı olur. 

Toplum içinde her ikisi de, karşısındakinin zayıf yanlarını görme eğilimi taşıyorlarmış. İçedönük olanlar diğer karakteri gösterişçi ve yapmacık; Dışa dönük karakterde karşısındakinin bencil ve sıkıcı olduğunu düşünse de, yaşamın kendisi için eksik kalan yönlerinin diğeri tarafından tamamlanacağını umut ederek eş seçiminde karşıt karakterde biriyle evlenme eğilimindeymiş. Ve bu evlilikler, aile kurmak, güvenli bir parasal duruma ulaşmak ve yaşamın gereksinimlerine uyum sağlamak gibi temel bir düzeyde kaldığı sürece yürütülebilirken, bu iki tip farklı dillerden konuştukları, farklı değer yargılarına sahip olduklarından, gerçek bir uyum ihtiyacı karşılanamadığı için çıkan zorluklar hayatı zehir edebiliyormuş. Bu sorunun gerçek çözümüyse her ikisinin de kişiliklerini geliştirmesine bağlıymış. 

İçedönük ve Dışadönük karakterlerin yollarını bulmak için kullandıkları alt işlevlerde mevcutmuş. Jung bunları, duyularımız yoluyla algılama (Duyuş), anlam ve kavrayış veren Düşünme, değerlendirme yapan Hissetme, gelecek üzerine fikir üreten Sezgi olarak ayırmış ve her insanın içgüsel olarak “en gelişmiş işlevini” kullanıyor olduğunu belirtmiş ...

Kitabın tamamını buraya aktarmadan önce yazıyı bitirmek ve “Jung Psikolojisinin Ana Hatları”nın (Frieda Fordham) karakter özelliklerinden ibaret olmadığını, kolektif bilinçdışının arketipleri (konu çok ilginç), rüyaların çözümlenmesi, semboller, din ve bireyselleşme gibi konuları da içerdiğini söylemek istiyorum. Bir de tükenen Gustave Jung kitapları yeniden basılsa ne güzel olur diyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder